Değişmek mümkün!

Dostlarım,

Yeni bir çağ başlıyor. Bu çağın en önemli niteliği, yaşadığımız dünyayı her birimizin, diğerinden bağımsızca, seçimleriyle kendisinin yarattığının anlaşılmasıdır.

Bu çağda giderek artan bir farkındalıkla, “Koşullarımızın kurbanı değil yaşamlarımızın mimarı olduğumuzu anlıyoruz.”

Modern fiziğin son bulguları da kanıtlıyor ki, bizler bütünün ayrılmaz parçalarıyız. Aslında parçaları bile değiliz. Bütünü oluşturan ve onun bilgisini kendi varlığında içeren bütünleriz.

İki evrensel yasa var.

  • Benzer benzeri çeker
  • Parça bütünün bilgisini taşır

Her birimiz dünyamızı yaratırken bu iki yasayı bilinçsiz ya da bilinçli uygularız. Ve dünyamıza giren kişi ve olayları ve koşulları buna bağlı olarak yaratırız.

Derindeki amacımız, yarattığımız dünyaya tepki vererek kendi sınırlarımızın farkına varmaktır. İlginç olan şu ki, kendi sınırlarının farkına varan kişi onu aşmaya başlayan kişidir. Genellikle sınırlarımız, onların farkında olmadığımızda bize bir anlam sunarlar ve bu anlam sınırsız gibi gelir. Öyle olmasaydı kişi ayakta duramaz, yaşadığı hayatı anlamlandıramazdı.

Fakat bir zaman gelir, bireyin gelişimi onu değişime zorlar. Hayatının anlamı ona yeterli gelmemekte, bu anlamla istediği dünyayı üretememektedir. Bu durum değişim zamanının geldiğini gösterir.

Dünya insanlığı topyekün bir değişim dönemine giriyor. Bu değişim bilinçte bir devrim niteliğinde gelişiyor.

İnsan bilinci gerçekliği, parçadan bütüne değil, bütünden parçaya doğru algılamaya başlıyor ki, bu algı da muazzam bir sıçramadır.

Bireyler bütünle bağlarının artan bir hızla farkına varıp kendi özlerinin bütünselliğini elde etmenin her şeyden önemli olduğunu anlamaya başlıyorlar.

Şöhret, Güç, Güzellik, Zenginlik ile ilgili pompalanan onca propagandanın etkisinin zayıfladığını görüyoruz. İnsan mutluluğunun, bu yanılsamalardan değil, bütünle bağın bilincine varmaktan geleceğini anlıyoruz.

Bu iç görü her bireyin kalplerinden sessizce yüzeye çıkmayı bekliyor. Fakat insan evriminin dramatik yolculuğunda  fazlaca tortu birikti. Bu tortuların yoldan çekilmesi ve gerçeğin iç görüsünün ortaya çıkması zamanlarındayız.

Bu site işte böyle bir hizmetin parçası olmak için kuruldu.

Beynimizin bilgiyi işleme ve anlamlandırma potansiyeli hemen hemen sınırsızdır. Fakat bizler onun minicik bir miktarını işler ve gerçekliğimizi yaratırız. Buna neden olan şey kendimiz ve hayat hakkındaki yargılarımızdır. Bu yargılar bilincin toplamına yayıldığı için, insan gündelik gerçekliğini nasıl olup da bu dip düzeyde var olan yargılarla şekillendirdiğini anlamaz bile...

Yaşamının sorumluluğunu alan bir birey, kendisine tertemiz bir aynada bakıp olduğu gibi görmeye hazır bir bireydir.

Biz burada devreye giriyoruz.

İnsan bilincinin derinliklerinde mevcut olan asıl gerçek, bütün olduğumuz, bir olduğumuz gerçeğidir. Bu gerçeğe demirlemiş, kaynakla, özle ya da kuantum alanla bağlantısı kurulmuş olan olumlama cümleleri sübliminal teknikle bilincin toplamına sunuluyor. Bu olumlamalar NLP platformunun nörolojiyi programlayan yapısallığıyla desteklenerek üretiliyor.

Böylelikle olumlama yapıları iki yönden üretilmiş oluyor. Bir boyutu kaynağa, öze, ya da kuantum alana bağlanıyor; diğer boyutu ise bireyin gündelik gerçekliği algıladığı bilinçlilik durumuna bağlanıyor.

Bu sayede olumlama yapıları, bilincin toplamının bir özelliğine kavuşuyor. Tümceler, Truva atı etkisi yaratıyor ve bireyin realite duvarlarını yıkmadan içeriye sızıyor. İç düzeni belli bir düzen izleyerek yeniden yapılandırıyor. Bu yapılandırış, o bireyin gelişim yolculuğunun hızını ve derinliğini dikkate alan bir yapıda gerçekleşiyor.

Bireyler hem kuantum alanla hem de gündelik gerçeklikle bağlantısı kurulmuş olumlamaları  kuralına uygun olarak dinlediklerinde gelişim sıçramaları kaçınılmazdır.

Önemli kuralımız şudur: Gerçekten değişmek istiyor musun? Gerçekten olumlama yapısının hedeflediğini elde etmek istiyor musun?

Bu soruya tüm kalbiyle evet diyen bireyler için gelişim sıçraması kaçınılmazdır. O yüzden sadece tüm kalbiyle “zamanı geldi, değişmem lazım, değiştirmem lazım dünyamı” diyen bireylerin bu üründen yararlanmalarını öneririm.

İkincisi, bireylerin, gelişmek deyince, hemen başlayan bir iyileşme ya da iyiye gitme şeklinde bir inanca sahip olmasıdır. Bu inanç her zaman doğru değildir. Genellikle,  algıladığımız gerçekliği yeniden yapılandırırken, bizi sınırlayan daha önceki gerçeklik algımızın olgunlaşma süreci hız kazanır. Bu yüzden bireyin taşıyabileceği bir düzeyde olmak şartıyla, yüzleşmeler yaratan hayat olayları meydana gelebilir. Bu durum olumlamaların işe yaramadığı yanılsamasına yol açabiliyor. Halbuki olan tam tersidir. Hızlandırılmış bir biçimde eskimiş fasitlerden özgürleşme deneyimleri yaşanmaya başlanmıştır.

Kısaca olumlamaların etkisi iki boyutlu olarak gözükür. Birincisi, eskimiş realitelerin kendi içine kapanması ve nötr hale gelmesi için yaşanılan ve yaratılan koşullar. İkinci olarak da yenilenen bilinçliliğin, yeni olasılıkların, yeni kaynakların farkına varılması hali.

Olumlama yapıları yukarıda söz ettiğimizi iki evrensel yasanın birey tarafından özgürce uygulanabilmesinin alt yapısını hazırlar.

Birey istediği bir dünyanın titreşimini bedeninde üretecek kadar kendi değerinin bilincine varır. Ve bilir ki evrenin sonsuz kaynakları ona aittir. Evrenin herhangi bir yerinde olup da onda potansiyel olarak var olmayan hiçbir şey yoktur.

Birey bir kez, bütünü tamamen içeren özgün bir ifade olduğunu anladığında, artık istediği bir dünyayı yaratmak, öğrenme ve mutlu olma deneyiminin kendisi olur.

Kendini gerçekleştirmek yolunda tüm bireylere mesajım şudur: Yaratmanın hazzı için yaratın ve yaratmanın farkındalığı için yaratın.

Hayatınızı istediğiniz gibi yaratın.
Mutlu olacağınız ve farkında olacağınız bir hayatı yaratın.
Bütünle olan bağınızın bilinince varın.

Eğer siz olmasaydınız hiçbir şey olmazdı.
Bunu anladığınızda her şeyi anlayacaksınız.

Bu site size var oluşunuzu gerçekleştirmek için bir hizmet sunuyor.

Yararlanın!

Hürriyet Kalalı - NLP Master Practitioner