Çekim Yasasý - Bolluk yaratma  |
Neden hayatýmýza bolluðu çekemiyoruz? Hiç düþündünüz mü? Çünkü, “Varlýðýmýz, yaþamýmýzý cezbediyor” Evet ama bu da ne demek? Gelin bunu bir alýntýyla anlamlandýrmaya çalýþalým. “Ýnsan diler ve Evren dileðe göre, tam ve toplam realitesinin bütününde, dýþsal ve içsel, cevap verir. Bir çok insan, bir þey dilediklerini anlamadan dileklerine cevap alýyorlar. Eðer görünen ve görünmeyen, maddi ve manevi, kaba ve ince, dýþsal olarak duyular tarafýndan ve içsel olarak zihin ve kalp tarafýndan algýlanan Evren, dileðe verilen cevapsa; o zaman, hayatýn her hangi bir yönünden almakta olduðunuz cevabý niçin aldýðýnýzý anlamak üzere, ne tür dileklerde bulunduðunuzu fark etmenin ne kadar önemli olduðunu göreceksiniz. Çalýþma der ki, “Sizin varlýðýnýz, yaþamýnýzý cezbeder.” Baðlantýyý görüyor musunuz? Bir erkek veya kadýn, bunu bilmeden dilek diliyor ve bu yüzden tüm Evren’den hoþuna gitmeyen bir cevap alýyor olabilir. Entelektüel olarak mutluluk istiyor olabilirsiniz fakat negatif durumlarýnýzý sevmek, þikayetleriniz, gizli kýskançlýklarýnýz, tembelliðiniz, hoþnutsuzluklarýnýz gibi faktörlerin varlýðýnýzý nasýl yönettiðini görmezsiniz; bunlarýn oldukça farklý þeyler istediklerini ve Evren’in, bunu yaptýðýnýzý görmeden gizli gizli istediðiniz ve onayladýðýnýz varlýðýnýzdaki bu faktörlere cevap verdiðini de görmezsiniz. Tam dileðin hem düþünceyi hem isteði içermesi gerektiðini anlayýn: formüle etme ve duygusal arzu. Bir kiþi ummadýðý ya da arzulamadýðý cevaplar alýyor olabilir ve onlarý kendisinin cezbettiðini görmez çünkü onlar için dilekte bulunduðunun farkýnda deðildir.” (Gurdjieff ve Ouspensky Öðretisi Üstüne Psikolojik Yorumlar – Maurice Nicoll – Sf: 162-163) Aslýnda bunu anlatmak için belki de yýllar önce yazýlmýþ bir kitaptan alýntý yapmaya gerek yoktu. Ancak anlamamýz gereken þu ki, bilgi yeni deðil. Aslýnda çaðlar boyunca bu böyle olmuþtu. Biz sadece bazý gerçeklere yeni uyanýyoruz. Düþüncelerimizin ne kadar önemli olduðunu yavaþ yavaþ anlamaya baþlýyoruz. Olumlu düþüncenin, bir kiþinin hayatýný nasýl deðiþtirebileceði artýk biliniyor. Ne zaman olumlu düþünmek için bir karar verirsek, o zaman çok önemli bir engeli atlamýþ oluruz. Ancak nasýl bunu baþarabiliriz? Evet deyince kiþi birden olumlu düþünmeye baþlayabilir mi? Bugüne kadar edindiðimiz negatif tohumlar ne olacak? Eski, nasýrlaþmýþ inançlarýmýzý ne yapacaðýz? Bu inançlar, onlarý deðiþtirmedikçe bizi engellemeye devam edecek. Bolluk isteyeceðiz ama hayatýmýza çekemeyeceðiz çünkü takdir etmeyi bilmiyoruz, þükretmeyi bilmiyoruz, bolluðu hak ettiðimize inanmýyoruz. Çocukluðumuzdan beri bu tür kýsýtlayýcý, bizi sýnýrlandýran, potansiyellerimizi açýða çýkarmamýzý engelleyen inançlarla yetiþtik. Yapamayacaðýmýza koþullandýrýldýk. Nasýl daha iyisini yapabiliriz ki? Buna önce kendimiz inanmalýyýz. Bu anlamda inançlarýmýzý yeniden yapýlandýrmamýz çok büyük öneme sahip. Artýk, negatif inançlarýmýzý deðiþtirmede bize gerekli kolaylýðý saðlayacak araçlara da sahibiz. Geriye, kendimize sormamýz gereken tek bir soru kalýyor. Güçlü bir arzuyla deðiþmeyi istiyor muyuz? Bu soruya “evet” yanýtýný verebildiðimizde, önümüze kapýlar açýlacaktýr. Funda Yýlmaz www.simdidegis.com
|